Ufuk çizgimizi değiştiren dikey yapıların, ufkumuzun sınırlarını zorlaması, bu sınırlarla oynayıp yeniden belirlemesi bir çok soruyu da beraberinde getirmekte. Gelişmekte olan ülke, şehir, kasaba tanımları, yatay olandan dikey olana yerini bırakırken, iletişim, erişim yollarının radyo kuleleri, petrol kuleleri, yüksek gerilim direkleri, vs. ile çizilmesi sosyal yaşam hızımızı da belirlemekte. Sınıf farklılığının açtığı derin uçurumlarda, göğü delen yapıların temel atma törenleri düzenlenmekte. Bakalım, ruhumuz göğe erecek mi?